
Haydi gelin, şimdi şu su
temelli terapiler objektif bir yaklaşımla gözden geçirelim; yaşamın
kaynağı olan su tabi ki insan hayatının vazgeçilmez yeri olan gerçek
mucizedir. Antik çağlardan beri su kullanılarak yapılan pek çok törapik
uygulama vardır. Ve geliştirilerek uygulamasına devam etmektedir.
Son dönemde giderek
artan şekilde bir Thalasso-Terapi salgını ile karşı karşıyayız. Bu
uyglama şekli sanki yeni keşfedilmiş ve her derde deva bir mucize terapi
sistemi gibi prezante edilmekte. Fakat görüldüğü kadarı ile bu konu sık
sık dile getirip popülaritesini arttırmak için büyük gayret sarf
edenlerinönemli bir kısmı bu uygulamanın bir şekilde deniz suyu ile
bağlantılı olduğu dışında çok net bilgilere sahip değiller. Dolayısıyla
bu konu ortaya atılırken adeta konunun temelini teşkil eden suyun
oluşturduğu bir büyük sis bulutu içinde detayları kaybolmuş, netliği
gözlerden saklanmış, gizemli bir silüet olarak kalması tercih ediliyor.maların
terminolojisi üzerinde durmakta fayda var.
Böyle olunca da aslında
doğru ve bilinçli uygulandığı ve doğru malzemeler kullanıldığı takdirde
gerçekten önemli faydalar sağlayan su temelli terapilere de haksızlık
edilmiş olmakta, konu bilimsel temelinden ayrılarak popüler magazin
konularından biri imiş gibi anlaşılmakta. Halen güncelliğini koruyan
"Roma Hamamı" erken Roma döneminde, çağın tıp otoritelerinin denetiminde
su ile tedavinin ilk kurumsallaşmış uygulama formudur. Arkeoloji ve
soyal antropoloji, çok eski çağlarda, içerdiği farklı mineraller
bakımından özel nitelik kazanmış suyun kurumsallaşmış uygulamaların
ortaya çıkışından çok önce kabaca tanımı ile "ılıca-kaplıca" formasyonun
ilkel biçimlerinde kullanılmakta olduğunu bize anlatmaktadır.
Erken dönemlerde
insanoğlu dünyamızın yer altı su kaynaklarına sahip pek çok farklı
bölgesinde özel nitelik taşıdığını kimi zaman kokusundan kimi zaman
renginden, bazen ısısından anladığı "su"ya özel bir önem vermiş, antik
bilgilerin belkide öldürücü olabilmiş deneme / yanılmaları ile bu özel
suların faydalarını keşfetmiş ve o zaman adını koymamışlarsa da sağlıklı
yaşamak için bazısını içerek, bazısını sürerek, bazısı ile yıkanarak
"suyun şifası"nı hayatlarına sokmuştur.
Kültürün beşiği Doğu’ya
bir göz attığımızda da yazılı kaynaklarına ulaşılabilen Akad, Asur,
Babil kültürlerinde suyun tedavi özellikleri ve bu maksatla kullanımı
hakkında bilgilere rastlamaktayız. Daha yakın dönemlerde Anadolu’muzda
kaplıca-ılıca kültürünün günlük hayatın içinde olduğu görülmektedir.
Osmanlı İmparotorluğu devrinde Edirne ve Bursa’da suyun belki bu
maksatlı kullanıldığı ilk örnek olarak ruh hastalıklarının tedavisinde
kullanıldığı belirtilmektedir. Tarihihn bu fantastik ve konudan ötürü
birazda ıslka koridorlarında gezinmeyi ya başka yazıya bırakıp su
temelli uygulamaların terminolojisi üzerinde durmakta fayda var.
Hidro Terapi çok rahat anlaşıldığı üzere su ile yapılan tedavilerin
genel adıdır. Sıradan, içeriği açısında pek bir özelliği olmayan suyu
mesala sadece perküsif masaj etkisi yaratacak bir donanımla kullanarak
Hidro Terapi uygulayabileceğimiz gibi, genel olarak jakuzi olarak
bilinen ama törapatik etkisi olabilmesi için mutlaka bu maksatla dizayn
edilmiş, maksada uygun özellikleri olması gereken donanımlarla da Hidro
Terapinin bir ayağını uygulamanız mümkün olacatır. Ya da vücuda belirli
bir mesafeden, doğal akış formunda uygulanan su ve bu su akışı altında
yapılan özel masajla Hidro-Terapinin bir diğer ayağını oluşturacaktır.
Herhangi bir özelliği olmayan su ile yapılan bu uygulamaların gerçekten
faydalı olabilmesi mutlaka Hidro-Terapi için dizayn edilmiş, özel
nitelikleri bulunan cihaz ve ekipman kullanılması ile mümkündür.
Oysa, bünyesinde bu
uygulamalrın yapıldığını iddia eden pek çok tesisie baktığımızda en iyi
ihtimalle lüks konutlar için yapılmış ev tipi jakuzi küvetlerinden başka
bir donanım olmadığını ve Hidro-Terapi eğitimi almış uzman kadro
bulunmadığını görmekteyiz.
Ülkemizin pek çok
konuda hak ettiği yeri almasını engelleyen, kısaca "....mış gibi yapmak"
olarak tarif edebileceğimiz bu yaklaşım belki ilk anda yatırımcıyı
ekipman maliyetinden kurtaran bir çare gibi yorumlanmaktadır, ama orta
ve uzun vadede hedefe ulaşamadığı için tamamı ile zarara yol açmaktadır.
Kullanılan su eğer
özelliği olan bir su ise bu sefer uygulama formunu "SPA" konsepti içinde
düşünmemiz gereklidir. Suyun bilimsel analizi bize hangi temel konularda
insan sağlığına faydalı olabileceğini gösterecektir. Genellikle termal
kaynaklar olarak görülen bu özellik bu özel nitelikli sular doğal
kaynağından çıktığı şekliyle, bazen belki biraz soğutarak, ama mutlaka
hijyenik şartları tam ve suyun etkilerinden azami faydalanılmayı mümkün
kılan bir ortam ve donanım ile hizmete sokulmalıdır. Bu suyu eğer sadece
doğal şekli ile "banyo" olarak kullanıyorsak, ufkumuzu "kaplıca"
kavramından öteye taşıyamadığımız açıktır. Buna eşlik edebilecek en
geniş uygulama, doğal kaynağın çevresinde oluşan "çamur"ukullanmaktır.
Tabi ki özelliği olan bu su terapinin temelini teşkil eder ve buradan
kaynaklanacak "şifa" nın temeli suyun özellikleridir. Ancak eğer bu suyu
ciddi bir Hidro-Törapatik cihaz ve ekipman donanımı ile bilimsel
tasarıma sahip bir parkura hizmete sokarsak elde edeceğimiz sonuç çok
daha yüksek kalitede olacak ve sağlık şartları en üst seviyede yerine
getirilebilecektir.
Düşünebilen varlık
bulduğu ile yetinebilmek yerine daha iyiye ulaşmak için geliştirmeyi
tercih eder. Ve ticari getiriyi hedeflerken, asgari yatırım ile azami
kar beklentisi bugün en ilkel ve tutarsız ekonomik davranış olarak
tanımlanmaktadır. Belki koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi
demeye devam edenler var hala, ama değişim dinamiği bunun yanlış
olduğunu çoktan ispat etti bile. Üstelik insan sağlığı gibi kutsal bir
alanda hizmet verenlerin, heleki bu hizmetlerinden ticari kar elde
edenlerin insanların bilgisizliğinden istifade edip, olması gerekeni
yapmak yerine "mış gibi " yapmaya ve dolayısıyla kendilerinden fayda
bekleyenleri açık tabiri ile sömürmeye hiç mi hiç hakları yoktur.
Dikkatli gözlemci bu gün ülkemizin adı önde gelen bazı kazı tesislerinde
kazma / kürek ve inşaat eleği ile alınan toprağın hiçbir işleme tabi
tutulmadan termal su ile merdaneli çamaşır makinesinde karıştırılıp
şifalı çamur kürü adı altında fahiş fiyatlarla şifa bekleyen insanlara
uygulandığını görmekte zorluk çekmeyecektir.
Bunun altında yatan
güdü, o çok uyanık tüccar kafası ile her türlü bilimsel alt yapıya ve
sertifikalara sahip sağlıklı malzemelere para vermek yerine o malzemenin
uygulama fiyatı ile neredeyse sıfır maliyette malzeme kullanıp aşırı kar
sağlamaktadır. Ülkemizin yetkili makamlarının farklı sebeplerle bu
konuda ciddi bir denetim yapamadığı çok açık olduğuna göre, burada en
önemli görev bizzat kendi sağlığı riske edilen kaliteli hizmeti talep
etmeyi, sunulan hizmetin kalitesinin belgelendirilmesini istemeyi, doğru
kriterde araştırma ve mukayese yapmayı ve hakkımız arayıp kötüye razı
olmamayı öğrenelim. Hakkımızı aramak için artık eskisi gibi yıllarca
sürecek mahkemelerde uğraşmak gerekmiyor. İlçe seviyesine kadar kurulmuş
tüketici komisyonları şikayetleri (tabiki haklı olmak şartıyla) seri
şekilde sonuca ulaştırıyor.
Kullandığımız su işlem
görmüş denzi suyu ve yardımcı malzemelerimizle deniz kökenli mineral,
tuz, yosun gibi malzemeler ise yine terapinin getirdiği özelliklere
sahip cihaz ve ekipman kullanıyorsak yaptığımız işe Thalasso-Terapi
diyebiliriz. Tüketici olarak da sadece bu suyla banyo yapmak ve içine
biraz yaprak veya toz yosun atılmış banyo küvetinde yarım saat vakit
geçirmekle Thalasso-Terapi hizmeti aldığımızı düşünmemeliyiz. Ancak bu
iş için özel olarak dizayn edilmiş hidro-terapi maksatlı cihaz ve
ekipman bilimsel alt yapıya dayanan belli bir tasarımla hizmete
sunulduğu ciddi bir parkur bu hizmeti istenen seviyede sunabilmeyi /
faydalanabilmeyi mümkün kılar. Tabi ki bu konuda hizmet veren kadro
olması da aynı derecede önem taşımaktadır.
Suyun niteliği
yukarıdaki gruplardan hangisine girerse girsin, su ile yapılan
tedavilerin başka önemli boyutu fizyoterapi / rehabilitasyon. Su, bu
branşta da çok eski çağlardan beri ana tedavinin bir parçası olarak
kullanılmaktadır. Temel olarak suyun kullanılışı benzer ekipmanlarla
sağlanmakta; bazı cihaz ve ekipman hem estetik hem fizyoterapik
konseptine ait olabilmektedir. Kas ve eklem hareket yeteneğinin yeniden
kazandırılmasına yönelik terapiler içinde su ile yapılan uygulamaların
önemli bir yeri vardır. Doğal olarak bu konuda uzman kadrolar tarafından
ve tedavinin diğer basamaklarını da üstlenebilecek alt yapı donanımına
sahip tesislerde uygulanması söz konusudur.
Thalasso cihaz ve
ekipman işidir. |